İMAM ALİ’ÜL NAKİ VE YAŞANTISI
İmam Ali-üi Naki aşkına Mateminiz, İbadet ve Cemleriniz,Kurban ve Lokmalarınız,Hayır ve Hayratlarınızı ve oruçlarınızı, Yüce Rabbim,Evliyalar, Hz. Muhammed Mustafa, Pirler ve On İki İmamla’rın divanında, kabul ve makbul etsin.
İMAM ALİ’ÜL NAKİ’NİN KİMLİK BİLGİLERİ
Babası: Imam Muhammed Taki
Annesi: Semanet
Lakabı: Murteza Emin, Askeri Necip
Künyesi: Ebu-l Hasan
Yüzüğünün yazısı: Ahıtları korumak Allah huylarındandır
Doğum yeri ve tarihi: Medine, M: 09 Eylül 829
Hakk’a yürüdüğü yer ve tarihi: Samarra, M: 29 Haziran 868
Sembolik, Sır Makamı’nın bulunduğu yer: Samarra(Irak)
Yaşı: 39
Katili: Mütevekkil
Imamet süresi: 33 yıl
Zamanındaki halifeler: Muta’sım Vasık, Mütevekkil, Muntasır
İmam Ali-ül Naki derin ilmiyle, engin irfanıyla, yaşadığı çağda hakikatin sesi, halkı için ise bir rehber ve ahlak numunesi olmuştur. Dolayısıyla yanlız ilmiyle değil edebiyle, yaşantısıyla hikmetin, ahlakın, takvanın temsilcisi haline gelmiş ve halka örnek bir rehber olmuştur.
İmam Muhammed Taki, „Benden sonra oğlum Ali’ye riayet edin“ buyruğu üzerine Ehli Beyt bendesi, Imam Ali-ül Naki’nin imametine riayet etmişlerdir.
İmam Ali-ül Naki, kendisinden önceki imamlar gibi, Muhammed Ali yani Hakk ile hakikat yolunun yüceliğini korumak adına ilim ve irfana büyük önem vermiştir. Dolayısıyla hem kendi hayatında hem de çevresindekilere ilim ve hikmetle güzel bir örnek olmuştur.
İmam Ali-ül Naki ilim irfan, genel bilgi birikimine sahip olması çevresine umut olmuş ve islam dininin Emevi Abbasi saltanat halifelerinin tekelinden kurtarıp Ehli Beyt önderliğinde yönetilmelerini umut etmişler lakin bu umutları, pek fazla sürmemiştir.
Halkın, Imam Ali-ül Naki’ye gösterdiği yakın ilgi, alaka, sevgi, saygı ve hürmet, vs. Medine valisi Abdullah bin Muhammed-i Haşimi’nin dikkatini çekmiştir. Bu durumu bir fırsat bilip göze girmek, daha fazla değer görmek veya daha iyi bir noktaya gelebileceği düşüncesiyle durumu zamanın halifesi Mütevekkil’e bildirmiştir. Halife Mütevekkil’e, yazmış olduğu yazıda „Mekke ile Medine sana gerekse, Ali’yi burdan aldır“ buyurmuştur.
İmam Hüseyin’in Yezid’e karşı vermiş olduğu onurlu mücadele, her zaman için Emevi ve Abbasi hanedanlarının korkulu rüyası olmuştur. Elbette ki bu korku, Abbasi saltanat halifesi Mütevekkil içinde geçerliydi.
Sonuç itibariyele halife Mütevekkil, kimsenin haberi olmadan Yahya bin Herseme’yi, Imam Ali-ül Naki’den habersiz evini basmak, evinde olan biteni anlamak üzere, Medine’ye göndermiştir.
Yahya bin Herseme, Medine’ye varır varmaz geceleyin adamlarıyla Imam Ali-ül Naki’nin evini basmıştır. Ani baskın sonuçu ev halkının, telaş ve çağrışmaları sonucu halk haberdar olmuştur.
Dolayısıyla halife Mütevekkil’in Ehli Beyt’e yaptığı baskı, zulüm karşısında Ehli Beyt’i ikrar ve itikatle seven, gönülden bağlı, her türlü belayı göğüsleyerek Ehli Beyt’i koruyanlar; Halife yandaşlarınca sürekli takibat altında tutulmuş, gözdağı vererek Ehli Beyt’en uzak tutmaya çalışılmış ve hayatlarını yaşanmaz hale getirmişlerdir. Dahası bu insanların, başka bölgelere gidip orada yaşamalarına dahi tahammül etmemişlerdir.
Velhasıl Imam Hüseyin gibi, Imam Ali-ül Naki de Abbasi halifelerinin baskı ve terörüne boyun eğmeyerek kendisine gelen halka islamın ilim irfanını anlatmış, sorularına cevap, hallerine haldaş olmuştur.
Abbasi halifelerince bu olumlu gelişme, kendi salatanatlarının sonu olabileceği korkusu ile Imam Ali-ül Naki’nin ortadan kaldırılması gerekiyordu.
Saltanat, zevk, sefa sürmek için yaşayan Emevi ve Abbasi halifeleri; Halkın sorularına cevap, dertlerine derman, taleplerine tercüman, hallerine haldaş olan Ehli Beyt ile imamları kendi güvenlik ve saltanatlarına rakip gördükleri için birer birer katletmişlerdir.
Sonuç itibariyle Abbasi saltanat halifesi Mütevekkil, Imam Ali-ül Naki’yi sarayına çağırmış ve zevki alem sofrasına buyur etmiştir. Fakat Imam, halife Mütevekkil’in bu isteğini reddetmiştir. Isteğinin reddedilmesine ilk defa şahit olan halife Mütevekkil, oldukça şașkına dönmüştür. Bu şaşkınlığını belirtmeden işi öylece geçiştirmiştir.
İmam Ali-ül Naki’nin bu onurlu duruşu, O’nun sonu olmuştur. Nitekim Imam Ali-ül Naki; Zamanın Abbasi halifesi Mütevakkil’in teşvikiyle oğlu Mutezzin tarafından zehirlenerek Miladi: 29 Haziran 868 (Hicri: 4 Recep 254) günü Samarra(Irak)’da, Hakk’a yürümüştür. Kendisinden sonra imamet mührü, oğlu Imam Hasan-ül Askeri’ye geçmiştir.
İmam Ali-ül Naki’nin manalı sözlerinden, bazıları…
- Sana sevgi besleyip görüş belirleyenin, görüşüne uy.
- Nefsi kendisine ihanet eden kişinin, şerrinden emin ol.
- Asıl yoksulluk, nefs kötülüğüdür çünkü şiddetli bir ümitsizliktir.
- Dünya, bir pazar yeri gibidir. Bir kısım insanlar o pazarda kar ederlerken, bir kısım insanlar da ziyana uğrarlar.
- İlim ve hikmet; Tabiatı bozuk kişilerin gönüllerinde durmaz. Hayır yapan bir kişi, hayırdan daha hayırlıdır. Güzel sözü söyleyen, güzelden daha güzeldir. Alim olan, ilimden daha üstündür. Şer işleyen ise, şerden de daha kötüdür.
Cümlemize canı gönülden niyaz ediyorum.
Pir Seyyid Selçuk SEVİN
Babamansur Kür Hüseyin Dergahın 6.Postnişi
Karer Bölgesi Sütlüce Köyü Adaklı BİNGÖL
