İMAM HASAN-ÜL ASKERİ’NİN YAS-İ MAH-İ MUHARREMİN AHU İNTİZARINI ÇEKENLERİ GÜNÜDÜR

İMAM HASAN-ÜL ASKERİ VE YAŞANTISI HAKKINDA KISA BİLGİLER

İmam Hasan-ül Askeri aşkına Mateminiz, İbadet ve Cemleriniz,Kurban ve Lokmalarınız,Hayır Hayrat ve Hizmetlerinizi ve Oruçlarınızı, Yüce Rabbim,Evliyalar, Hz. Muhammed Mustafa, Pirler ve On İki İmamla’rın divanında, kabul ve makbul etsin.

İmam Hasan-ül Askeri’nin kimlik bilgileri…
Babası: Imam Ali-ül Naki
Annesi: Hadis, Susen, (Hudeyse)
Lakabı: Vekil
Künyesi: Ebu-Muhammed
Yüzüğünün yazısı: Noksan sıfatlardan arıdır, göklerin ve yeryüzünün anahtarı O’nundur.
Doğum yeri ve tarihi: Medine’yi Münevvere, M: 03 Aralık 846
Hakk’a yürüdüğü yer ve tarihi: Samarra, M: 01 Şubat 874
Sembolik, Sır Mekanı’nın bulunduğu yer: Samarra (Irak)
Yaşı: 28
Katili: Mutemid
Imamet süresi: 6 yıl
Zamanındaki halifeler: Mutezz, Muhtedi, Mutemid

İmam Hasan-ül Askeri, adaletsizlik ile baskı döneminde sabrı, metaneti ve direnişiyle halkına örnek olmuştur. Dolayısıyla zulmün karanlığına karşı sabırla direnen Imam Hasan-ül Askeri, sessiz duruşuyla bir isyanın değil, hikmetle yoğrulmuş bir direnişin simgesi olmuştur. Halkına, zulme karşı dimdik durmanın en asil örneğini ortaya koymuştur.

Halife Mutezz zamanında, Ali evlatları ile taraftarları şiddetli takiplere, işkencelere uğramıştır. El-Mutezz’in öldürülmesinden sonra yerine El-Mühtedi halife olmuştur.

Emevi ve Abbasi saltanat hanedanları, Hz.Muhammed Mustafa’nın Ehli Beyt’ine ve yandaşlarına düşman olanlar, Ehli Beyt ve On Iki Imam’ın üstün bilgeliklerini, manevi kudretlerini, ahlak bakımından üstünlüklerini, her hususta ümmetin seçilmiş kişileri olduklarını inkar etmiş, Onlara içlerinden gelmemekle beraber görünüşte hürmet etmiş gibi davranmışlardır.

İmam Hasan-ül Askeri, kendisinden önceki imamlar gibi ilim ile bilimin aydınlık yolunda yürümeye devam etmiş ve ilme, oldukça büyük değer vermiştir. Ilim konusunda, “Bütün dünya ve dünyada ne varsa hepsi bir lokma olsa, bende o bir lokmayı alsam da; Bilen, iman ve irfan sahibi olan birisine versem yine de onun hakkını ödeyememekten korkarım. Fakat bilgisiz, kötü bir kişiye, bir yudumcağız su versem aşırı gittiğimden, israf ettiğimden korkarım” buyurmuştur.

İmam Hasan-ül Askeri, Ehli Beyt’e gönül veren halka; “Allah yolunda takvaya riayet etmenizi, gayrette bulunmanızı, iyilikte bulunandan, yahut günah işleyenden, kimden olursa olsun size emanet edilen şeylere riayette bulunmanızı, emanete ihanette bulunmamanızı tavsiye ederim.

Hakk ve hakikate bağlı kalmanızı, O’na kulluğu bırakmamanızı dilerim. Çünkü Muhammed Mustafa’nın risaleti bu esaslara dayanmaktadır. Halk ve komşularınızla iyi geçinin, onları dolaşın, hastalarının hatırlarını sorun” öğütünde bulunmuştur.

Abbasi halifesi Muhtedi emriyle Imam Hasan-ül Asker’in, Ehli Beyt taraftarları ile görüşmesi uzun bir zaman yasaklanmış fakat çok özel durumlarda görüşme imkanı tanıtılmıştır. Ve aynı yasak emri, Ehli Beyt’e bağlı olan önemli alim ve şahsiyetler içnde geçerliymiş.

Ancak yaptırımlar, Ehli Beyt’e ve On Iki Imam’a duyulan sevgi ve muhabbete engel olamıyordu. Çünkü geniş halk kitleleri tarafından tanınan, bilinen ve sevilen imamların varlığı, hilafet makamına ciddi bir rahatsızlık vermiştir.

İmam Hasan-ül Askeri zamanın halifesi Muhtedi’nin emriyle zindana attırılmıştır. Salih isminde ki şahısı da Imam’ın durumunu gözetip ve hakkında olan biteni kendisine bildirmek ile mükkelef kılmıştır. Lakin Salih, Imam’ın hal ve davranışlarından memnun kalarak Abbasi halifesi Mühtedi’ye; „Gündüz ve gece duasında, ibadetinde, niyazında olan bir kişinin kime ne zararı olabilir ki?“ diye bir yazı göndermiştir. Sonuçta halife Mühtedi, Imam Hasan-ül Asker’i öldürme planını uygulamadan ölmüştür.

Abbasi halifesi Mühtedi’in ölümünden sonra Mutemid halife olmuştur. Imam, halife Mutemid tarafından da sıkca zindana attırılan Imam, son defa Hicretin 266. yılında kardeşi Cafer ile beraber hapse attırılmıştır.

Bir taşla iki kuş vurma hesabı yapan Abbasi halifesi Mutemid, Imam’ın hapiste öldürülmesi tepkiye sebebiyet vereceğini düşünerek Imam ile kardeşini serbest bırakmıştır. Bu davranışı ile Ehli Beyt ve İmam’a karşı saaygılı olduğunu göstermeye çalışmıştır.

İmam Hasan-ül Askeri; Zamanın Abbasi halifesi Mutemid tevşikiyle zehirlenerek Miladi: 1 Şubat 874 (Hicri: 9 Rebiülahir 260) günü Samarra(Irak)’da, Hakk’a yürümüştür. Kendisinden sonra imamet mührü, oğlu Imam Muhammed Mehdi’ye geçmiştir.

İmam Hasan-ül Askeri’nin manalı sözlerinden, bazıları…

  • Kötülüğün anahtarı, öfkedir.
  • Düşmanın en az hilekarı, düşmanlığını apaçık gösterendir.
  • Yüz güzelliği dış güzelliktir, aklın güzelliği ise öz güzelliktir.
  • Gönül enginliği, öyle bir nimettir ki hiç kimsenin hasedini çekmez.
  • Başkalarında görüp beğenmediğin şeyler, seni terbiye etmeğe yeter.
  • Hayır eken hayır biçer, şer eken pişmanlık biçer. Kim ne ekerse ancak onu biçer.
    Cümlenize canı gönülden niyaz ediyorum.

Pir Seyyid Selçuk SEVİN

Babamansur Kür Hüseyin Dergahın 6.Postnişi

Karer Bölgesi Sütlüce Köyü Adaklı BİNGÖL

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir