İMAM MUSA-İ KAZIM VE YAŞANTISI
İmam Musa-ı Kazim aşkına Mateminiz, İbadet ve Cemleriniz,Kurban ve Lokmalarınız,Hayır Hayrat ve Hizmetlerinizi ve Oruçlarınızı, Yüce Rabbim,Evliyalar, Hz. Muhammed Mustafa, Pirler ve On İki İmamla’rın divanında, kabul ve makbul etsin.
İmam Musa-ı Kazım’ın kimlik bilgileri…
Babası: Imam Cafer-i Sadık
Annesi: Hamide
Lakabı: Kazım, Alim
Künyesi: Ebul Hasan, Ebu Ibrahim
Yüzüğünün yazısı: Allah yeter bana
Doğum yeri ve tarihi: Medine, M: 2 Eylül 745
Hakk’a yürüdüğü yer ve tarihi: Medine, M: 1 Eylül 799
Sembolik, Sır Mekan’nın bulunduğu yer: Bağdat/Kazimeyn (Irak)
Yaşı: 54
Katili: Harun Reşid
İmamet süresi: 35 yıl
Zamanındaki halifeler: Mansur oğlu Mehdi ve oğlu Harun Reşid
İmam Musa-ı Kazım da, Atası Şahı Merdan Ali ve kendisinden önceki imamların yolunda yürümüştür. Allah’ın kelamına uyarak Dünyevi beklentilerden el etek çekerek, kendisini kötülüklerden korumuş, aynı zamanda ilme, halkı irşad etmeye ve sosyal hizmetlere önem vermiştir.
Örneğin gizlilik içinde yoksulların, kimsesizlerin, yetimlerin evlerini tek tek dolaşıp onların ihtiyaçlarını giderip ve yine o gizlilik içinde evine dönermiş.
Ve yine insanları Hakk’ı, hakikati, ilim ve bilimi doğru algılayıp doğru yaşamak için kendilerini eğitmiş ve onları irşad etmiştir.
Imam Musa-ı Kazım halka yönelik, yapmış olduğu eğitim;
- Kölelik yerine özgürce yaşamayı, hür düşünmeyi,
- Hayatı sahiplenme ve sorumluluk üstlenmeyi,
- Inancını, şekil ve gösterişten uzak yerine getirmeyi,
- Paylaşmayı, yardımlaşmayı, ikilik yerine bir olmayı ve
- Birbütün olarak cehalet bataklığında sürünmek yerine insanların, ilim ve bilim ışığında; Huzurlu, onurlu, anlamlı bir yaşam felsefesiyle irşad etmeye çalışmışsa da ne yazık ki başarılı olamamıştır.
Çünkü halk Emevi, Abbasi saltanat hükümdarlarının baskı ve zulümleri karşısında öylesine sindirilmiş ki; Özgürce düşünme, onurlu yaşama bilincinden yoksun kalmıştır. Bütün bu haksızlıklara karşı direnmek, kendini ifade etmek yerine köle olmaya, boyun eğmeye razı olmuştur. Ve bu anlayış, halen sözde islam ülkelerinde devam etmektedir.
Dolayısıyla Abbas oğullarından Mansur, Seffah-Kan dökücü lakabıyla anılan kardeşi Abdullahtan, çok daha zalim bir kişiymiş. Ehli Beyt, Mansur’un zalimliğini yakından yaşamış ve onun teşvikiyle katledilmişlerdir.
Mansur; Abbas oğulları devletinin kurucusu olan ve kendisi tarafından Ebu Mücrim diye anılan Ebu Müslimi öldürtmüş, amcası Abdullah bin Ali, Abbası feci bir surette katlettirmiş ve kendisi de Hicri 158. yılında ölmüştür.
Mansur ölümünden sonra, onun yerine;
- Şiir ve zevke düşkün olan oğlu Mehdi Halife olmuştur.
- Mehdi’nin ölümünden sonra, yerine oğlu Musal Hadi geçmiştiir. Musal Hadinin saltanatı da pek az sürmüş ve Hicri 170.yılında ölmüştür.
- Bunlardan sonra halifelik makamına Hicri 170 (Miladi 786) yılında, Reşid lakabıyla tanınan kardeşi Harun Reşid geçmiştir. Harun Reşid saraya içkiyi, müziği ve raksı getiren ilk Abbasi halifesidir.
Harun Reşid’in devri; Edebiyat, ilim ve fen bakımından Abbas oğullarının en muhteşem devri olmuştur. Imparatorluk sınırlarını genişletmiş, çağının tek kudretli hakimiyetini kurmuştur. Lakin saltanatçılar ve onların yandaşlarından öteye halk, alabildiğine sefalet içinde, çaresiz, umutsuz bir hayat sürdürmüşlerdir.
Harun Reşid, Imam Musa-ı Kazım’ın devlet ve iktidar aleyhine kıyam etmeyeceğini bildiği halde yine de şüphe içine düșmüștür. Dolayısıyla Harun Reșid, imamın hayatta olduğu sürece kendisine rahatlık olamıyacağını biliyordu. Nihayet Imamı yakalatıp zincire vurdurmuştur. Halkın tepkisini almamak için Imam Musa-ı Kazım’ı, gizlilik içinde Basra’ya göndertmiştir. Ve orada Mansur oğlu Isa denilen kişinin gözetimi altında hapis ettirilmiştir.
İmam Musa-ı Kazım’ın varlığından rahatsız olan ve imamı şehit edilmesini emreden Harun Reşid’e, gardiyan Isa’nın cevabı; “Bunca zamandır gözetimim altındadır dua ile niyazından başka herhangi bir yanlış davranış ve hareketini görmedim. Kendisini öldürmem şöyle dursun, hapis edilmesine bile gönlüm razı değildir. Ne yaptıracaksan bir başkasına yaptır yoksa ben kendisini serbest bırakmayı düşünüyorum” diye buyurmuştur.
Harun Reşid, gardiyan Isa’nın bu cevabı üzerine Imam Musa-ı Kazım’ı, Bağdat’a getirtmiştir. Ve önce Rabi oğlu Fazl’a, sonra da Yahya Bermekin’in oğluna teslim ettirmiştir. Bu iki kişi de Imam Musa-ı Kazım’a, suikastta bulunmayı reddetmişlerdir. Velhasıl Imam, Sindi bin Şahik adlı birisine teslim edilir.
İmam Musa-ı Kazım, Bağdat’da 3 yıl yaşar ve bu zmanın çoğunu hapiste geçirmiştir. Sonuçta Harun Reşid’in teşvikiyle, Sindi adındaki kişi tarafından, kendisine zorla zehirli hurma yedirilerek, zehirlettirilmiştir. Miladi
İmam Musa-ı Kazım, zamanın Abbasi halifesi Harun Reşid tevşikiyle Sindi bin Şahik tarafından zehirlenerek Miladi: 1 Eylül 799(Hicri: 25 Recep 183) günü Bağdat’ta, Hakk’a yürümüştür. Kendisinden sonra imamet mührü, oğlu Imam Imam Ali-ül Rıza’ya geçmiştir.
İmam Musa-ı Kazım’ın manalı sözlerinden, bazıları…
- InsanIara kendini sevdirmek aklın yarısıdır.
- Zulmün zorluğunu, ancak zulme uğrayan kimse anlar.
- Musibet, sabreden kimseye birdir, sabretmeyen kimseye ise ikidir.
- Iyi komşuluk; Eziyetten kaçmak değil, ona sabır göstermektir.
- Biri size, kötü söz söylerse ve daha sonra da özür dilerse, onun bu özürünü kabul edin.
- Allah’tan sakın da doğru söyle! Hatta helak olacağını bilsen de doğruluktan ayrılma! Kurtuluşun burdadır.
Cümlenize canı gönülden niyaz ediyorum.
Pir Seyyid Selçuk SEVİN
Babamansur Kür Hüseyin Dergahın 6.Postnişi
Karer Bölgesi Sütlüce Köyü Adaklı BİNGÖL
